Öyle iç içe girmiş ki her şey, ortaklıklara parti marti, ideoloji falan engel değil!
İşin ucunda para varsa kim takar ideolojiyi…
Şu anda aklıma geldi bir anımı sizinle paylaşayım mı?
Vakti zamanında bölgemizde “Sosyalist” ya da o dönemki lakabı ile “Komünist başkan”la bir haber konusunda ciddi bir kavgaya tutuştuk. Bu kavga yani dalaştıkça, kavga uzadı gitti ve ta ki Sayın Başkanın beni makamında ağırlayıp, bir takım açıklamalarda bulunana kadar.
Herkesin çok yakından da tanıdığı “Komünist” başkan, bana aynen şöyle demişti; “İrfancığım sordum soruşturdum, kıt kanaat geçinen, sıradan bir muhabirsin. Üç çocuğunla zar zor geçiniyorsun ama halen “Ülkücüyüm” diyerek ideolojik davranıyorsun…” dedikten sonra kendisinin fiilen ve kardeşlerinin resmen ortakları o dönemlerde iktidar olan DYP’li ve MHP’li...
İsim vermek istemedim çünkü geçmiş zaman içinde yaşanmış bir hadiseyi yeniden gündeme getirmek çokta ahlaklıca olmaz diye düşündüm.
Yine bir keresinde, Silivri’de bir kum ocağının yasal olmadığını ve kayıtsız rant sağladığını, doğayı katlettiğini yazmıştım. Aynı gün telefonum çaldı arayan MHP’li çok sevdiğim bir kardeşim…
“İrfan Abi yakınlardaysan benim ofise gel bir çay içelim” dedi. Bende hem çok sevdiğim için hem de Ülkücü olduğum için Ülküdaşımın bu istediğine uydum ve ofisine gittim, çayımız geldi tam yudumlamaya başladığım anda “İrfan Abi haberini yaptığın kum ocağını işletenler benim çok yakın dostlarım, arkadaşlarım senden ricam buraya çok yüklenme yaz ama biraz idareci ol” dedi.
“Arkadaşlarım dostlarım” dediği kişiler, Sosyalist Komünist hatta ortanca kardeşleri DHKP-C terör örgütü üyesi olduğu için o zamanlar cezaevindeydi.
Ama dosttum ülküdaşım için bunun hiçbir önemi yoktu, yani fark etmiyordu. O sadece o gün kazanacağı parayı düşünüyordu. O günlerde fena kızmıştım, hatta uzun süre ben bu dostumla bir araya gelmedim çünkü küsmüştüm.
Şimdi bu arkadaşım, dosttum, ülküdaşım, MHP’nin en üst tepesinde ki birkaç kişiden birisi, ben ise halen geçim derdindeyim!
Bunları niye yazdım. Bir aydır Silivri ve civarını ciddi bir mercek altına aldık. Aldık diyorum görev arkadaşım yani muhabir arkadaşım sosyalist, eski tabirle komünist Kadir Koç ile…
Silivri’de hangi taşı kaldırsak, altından hep bilindik üç dört kişi mutlaka çıkıyor. Bu üç dört kişi ayrı ayrı partinin üyeleri ama müşterekleri aynı yani PARA…
Silivri Belediyesi ayağında iki kişi, İstanbul Büyükşehir Belediye ayağında iki kişi, hükümet ayağında bir başka iki kişi…
Partiler ayrı ama ortak gayeleri aynı para, hatta Türk parasını da bir kenara koymuşlar yeşilbaşlı DOLAR…
Kadir’inde benimde ortak derdimiz evimize birkaç ekmek, yanında da iki yüz elli gram zeytin götürmek.
Elli küsur yaşıma geldim, bunu yeni yeni öğreniyorum ya aşk olsun bana!
Ben öğrenirken Kadir Koç’a da öğretmeye çalışıyorum, garibim 'O’da tutturmuş bir “Sol yol” sanki bu yolda para lazım değil!
Parası olmayanın ağzı kuş tutsa çağımızda yeri de yok. Bu sözümü sakın unutmayın ve bir kenara yazın lütfen.
Nasıl olsa her taşın altından bir kocabaş çıkıyor!




